Sosyal

İmge Terapi: Bilinç Dışıyla Yapılan Bir Sohbet

BÖLÜM 1

İnsan Neden Terapiye Gelir?

İnsan terapiye yalnızca yaşadığı sorunları anlatmak için gelmez.

Aslında terapiye, cevabını bulamadığı soruların peşinden gelir.

“Neden hep aynı ilişkiyi yaşıyorum?”

“Neden mantığım başka söylerken duygularım bambaşka davranıyor?”

“Neden yıllar geçmesine rağmen bazı yaşadıklarım hâlâ canımı acıtıyor?”

“Neden her şeyi bildiğim hâlde değişemiyorum?”

Yıllardır terapi odasında bana en sık sorulan sorulardan biri de şudur:

“İmge terapi nedir?”

Ben bu soruya uzun tanımlar yapmak yerine tek bir cümleyle cevap vermeyi tercih ederim.

“İmge terapi, bilinç dışıyla yapılan bir sohbettir.”

Bu cümle benim terapi anlayışımın özetidir.

Çünkü insan yalnızca düşündüklerinden oluşmaz.

İnsanın görünmeyen bir tarafı daha vardır.

Bazen mantığımızla açıklayamadığımız tepkiler veririz.

Bazen aynı olayları tekrar tekrar yaşarız.

Bazen de nedenini bilmediğimiz duyguların içinde kendimizi buluruz.

İşte bütün bunlar bize yalnızca bugünü değil, iç dünyamızın daha derin katmanlarını da anlatır.

Bilinç Dışı Nedir?

Ben danışanlarıma bilinç dışını anlatırken onu bir kara kutuya benzetirim.

Nasıl ki bir uçağın kara kutusu uçuş boyunca yaşanan her şeyi kayıt altına alıyorsa, bilinç dışımız da yaşam boyunca deneyimlediğimiz olayların izlerini sessizce kaydeder.

Ancak bilinç dışı yalnızca yaşanan olayları kaydetmez.

Yaşadığımız görüntüleri…

Duyduğumuz sesleri…

Kokuları…

Bedenimizde oluşan hisleri…

Ve bütün bu yaşantılara eşlik eden duyguları da saklar.

Bu nedenle bazen yıllar önce yaşanmış bir olayı hatırlamayabiliriz.

Ama bir koku…

Bir müzik…

Bir manzara…

Ya da hiç beklemediğimiz bir ses…

O gün hissettiğimiz duyguyu yeniden ortaya çıkarabilir.

Çünkü bilinç dışı unutmaz.

Sadece kendi diliyle konuşmaya devam eder.

Ve o dil çoğu zaman kelimeler değildir.

İmgelerdir…

Sembollerdir…

Duygulardır…

İşte imge terapi de tam bu noktada devreye girer.

İmge terapi, bilinç dışının bu sessiz dilini anlamaya çalışan bir psikoterapi yaklaşımıdır.

Benim için terapi, danışana hazır cevaplar vermek değildir.

Ben terapiyi, insanın kendi cevaplarını bulmasına eşlik eden bir yolculuk olarak görüyorum.

Bu nedenle terapi boyunca en sık sorduğum soru şudur:

“Bu sana ne hissettirdi?”

Çünkü bana göre önemli olan görülen imge değildir.

Önemli olan, o imgenin kişinin içinde uyandırdığı duygudur.

İmge terapiyi diğer yaklaşımlardan ayıran en önemli özelliklerden biri de budur.

Biz yalnızca düşüncelerle çalışmayız.

Duygularla…

Sembollerle…

Ve bilinç dışının diliyle de çalışırız.

Çünkü bazen insanın yıllardır aradığı cevap, düşüncelerinde değil; hislerinde saklıdır.

 

BÖLÜM 2

Bilinç Dışı Neden İmgelerle Konuşur?

Danışanlarımdan sık duyduğum sorulardan biri şudur:

“Neden imgelerle çalışıyoruz?”

Bu sorunun cevabı, bilinç dışının çalışma biçiminde saklıdır.

Bilinç dışı yaşadığımız deneyimleri yalnızca kelimeler olarak kaydetmez.

Bir olay yaşandığında sadece ne olduğunu değil;

gördüğümüz görüntüyü,

duyduğumuz sesi,

aldığımız kokuyu,

bedenimizde oluşan hissi

ve o anda yaşadığımız duyguyu da birlikte kaydeder.

Bu nedenle bazen çocukluğunuzdan tek bir sahneyi hatırlamayabilirsiniz.

Ama bir koku sizi yıllar öncesine götürebilir.

Bir şarkı gözlerinizi doldurabilir.

Bir manzara içinizde tarif edemediğiniz bir huzur ya da hüzün oluşturabilir.

Çünkü bilinç dışı, yaşanmışlıkları yalnızca bilgi olarak değil, deneyim olarak saklar.

İşte bu nedenle bilinç dışının dili çoğu zaman kelimeler değil, imgelerdir.

Her İmgenin Anlamı Aynı Değildir

İmge terapiyle ilgili en büyük yanılgılardan biri, her sembolün tek bir anlamı olduğunun düşünülmesidir.

Ben buna inanmıyorum.

Çünkü her insanın yaşam öyküsü farklıdır.

Dolayısıyla aynı imge, iki farklı insan için tamamen farklı anlamlar taşıyabilir.

Bir deniz…

Bir kişi için özgürlüktür.

Bir başkası için kayıptır.

Bir ev…

Bir kişi için güveni temsil eder.

Bir başkası için yalnızlığı…

Bu nedenle terapi boyunca imgeleri ezbere yorumlamam.

Benim için önemli olan, danışanın o imgeyle kurduğu ilişkidir.

Bu yüzden terapi boyunca en sık sorduğum soru yine aynıdır:

“Bu sana ne hissettirdi?”

Çünkü terapiyi ilerleten şey, benim yorumum değil; danışanın farkındalığıdır.

İmge Terapi Bir Keşif Yolculuğudur

İmge terapiyi yalnızca bir teknik olarak görmüyorum.

Benim için imge terapi, insanın kendi iç dünyasını merak etmeye başladığı bir yolculuktur.

Bu yolculukta terapist yolu tarif eden kişi değildir.

Yol arkadaşlığı yapan kişidir.

Danışanın yerine konuşmaz.

Onun yerine karar vermez.

Hazır cevaplar sunmaz.

Çünkü gerçek değişim, dışarıdan verilen cevaplarla değil; kişinin kendi içinde bulduğu cevaplarla başlar.

Terapi boyunca bazen tek bir duygu üzerinde uzun süre çalışılır.

Bazen tek bir çocukluk anısı yeni farkındalıkların kapısını açar.

Bazen de hiçbir şey konuşulmadan, yalnızca hissedilen bir duygu bütün sürecin yönünü değiştirir.

İmge terapi işte bu nedenle kişiye özeldir.

Çünkü her insanın bilinç dışı kendine özgü bir dil konuşur.

Ve her terapi yolculuğu, o dile saygı duyarak ilerler.

 

BÖLÜM 3

İmge Terapi Nasıl Çalışır?

İmge terapi, kişinin geçmişini değiştirmeye çalışan bir yöntem değildir.

Çünkü yaşanmış olan yaşanmıştır.

Ancak geçmişte yaşanan olayların bugün üzerimizde bıraktığı duygusal izlerle çalışmak mümkündür.

Ben terapiyi, insanın kendi iç dünyasına doğru yaptığı güvenli bir yolculuk olarak görüyorum.

Bu yolculukta amaç, danışanın yerine konuşmak ya da onun adına karar vermek değildir.

Amaç, kişinin kendi iç sesini yeniden duyabilmesine eşlik etmektir.

Bana göre insanın yaşadığı birçok sorun, yalnızca bugünün sorunu değildir.

Bugün verdiğimiz bazı tepkiler, geçmişte yaşadığımız deneyimlerin izlerini taşıyor olabilir.

Çocuklukta duyulan bir cümle…

Görülmediğimizi hissettiğimiz bir an…

Yarım kalmış bir ihtiyaç…

İfade edilememiş bir duygu…

Bazen yıllar sonra bile yaşamımızı fark etmeden etkilemeye devam edebilir.

İmge terapi, bu izleri zorla ortaya çıkarmaya çalışmaz.

Danışanın hazır olduğu anda, bilinç dışının kendiliğinden konuşmasına alan açar.

Bu nedenle terapi sürecinde acele etmeyiz.

Çünkü bilinç dışının da kendine ait bir zamanı vardır.

Her Danışanın Yolculuğu Kendine Özeldir

Terapi odasında iki insanın aynı yolculuğu yaşamasını beklemem.

Çünkü iki insanın yaşam öyküsü aynı değildir.

Aynı ailede büyüyen kardeşler bile aynı çocukluğu yaşamaz.

Bu nedenle terapi sürecinde hiçbir danışanı bir başkasıyla kıyaslamam.

İmge terapi kişiye özel bir yaklaşımdır.

Her imgenin anlamı da kişiye göre değişir.

Bu yüzden terapi boyunca imgelerin ne anlama geldiğinden çok, danışanın o imgede ne hissettiği üzerinde dururum.

Çünkü benim için terapiyi ilerleten şey semboller değildir.

Sembollerin kişide uyandırdığı duygudur.

Beden Bize Ne Söyler?

Ben terapi sürecinde yalnızca anlatılanları dinlemem.

Bedeni de dinlerim.

Çünkü bazen insan söyleyemediğini bedeniyle anlatır.

Göğüste hissedilen bir sıkışma…

Boğazdaki düğüm…

Midede taşınan bir ağırlık…

Omuzlara çöken yük…

Bunların her biri terapi sürecinde önemli ipuçları olabilir.

Bu nedenle danışanlarıma sık sık şu soruyu sorarım:

“Bu duyguyu bedeninin en çok neresinde hissediyorsun?”

Bu sorunun amacı bir hastalık aramak değildir.

Amaç, kişinin kendi bedenini fark etmesini sağlamaktır.

Çünkü beden ve duygular çoğu zaman aynı hikâyenin farklı dilleridir.

Atasal Aktarımlar ve Yaşam Öykümüz

İnsan yalnızca kendi yaşadıklarıyla şekillenmez.

Doğduğu aile, büyüdüğü ev, kurduğu ilişkiler ve kuşaklar boyunca aktarılan bazı ilişki örüntüleri de yaşamını etkileyebilir.

Ben terapi sürecinde kişinin yalnızca bugünkü yaşamını değil, geldiği aile sistemini de merak ederim.

Çünkü bazen kişi kendi yükünü değil, yıllardır aile içinde taşınan bir yükü omuzlarında hissedebilir.

Bunu her danışan için geçerli bir açıklama olarak görmem.

Ancak terapi sürecinde kuşaklar arası aktarımların izleriyle karşılaşmak mümkündür.

İmge terapi, bütün bu olasılıkları tek tek değerlendiren, kişiye özel ilerleyen bir psikoterapi yaklaşımıdır.

Her danışanın hikâyesi kendine özeldir.

Bu nedenle her terapi yolculuğu da kendine özgüdür.

 

BÖLÜM 4

İmge Terapi Ne Değildir?

İmge terapi hakkında en sık karşılaştığım yanlış inanışlardan biri, birkaç seansta bütün sorunların çözüleceği beklentisidir.

Oysa psikoterapi bir süreçtir.

Hiçbir terapi yaklaşımı, herkes için aynı hızda ilerlemez.

Çünkü her insanın yaşam öyküsü, taşıdığı duygular ve değişime hazır oluşu birbirinden farklıdır.

Bu nedenle imge terapi, mucize vaat eden bir yöntem değildir.

Sık sorulan sorulardan biri de şudur:

“İmge terapi geçmişi siler mi?”

Hayır.

Geçmiş silinmez.

Yaşanmış bir olayı yok etmek mümkün değildir.

Ancak o olayın bugün üzerimizde bıraktığı duygusal yük değişebilir.

Terapi, yaşanmış olanı inkâr etmek değil; onunla kurduğumuz ilişkiyi dönüştürme sürecidir.

Bir başka soru ise şudur:

“İmge terapi bilinçaltı temizliği midir?”

Ben böyle tanımlamıyorum.

İmge terapi, bilinç dışını temizleyen bir yöntem değildir.

Benim için imge terapi, bilinç dışıyla güvenli bir ilişki kurmaya ve insanın kendisini daha derinden tanımasına eşlik eden bir psikoterapi yaklaşımıdır.

İnsan Neden Aynı Döngüleri Tekrar Yaşar?

Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.

İnsan davranışı, tek bir nedenle açıklanabilecek kadar basit değildir.

Bazen çocuklukta öğrenilen ilişki biçimleri…

Bazen fark edilmeyen duygusal ihtiyaçlar…

Bazen de yıllardır değişmeden devam eden düşünce kalıpları…

Bugünkü seçimlerimizi etkileyebilir.

İşte bu nedenle bazı insanlar benzer ilişkileri tekrar tekrar yaşayabilir.

Benzer hayal kırıklıkları yaşayabilir.

Benzer korkularla karşılaşabilir.

İmge terapi, bu tekrar eden döngüleri yargılamak yerine anlamaya çalışır.

Çünkü anlamadan değişim kalıcı olmaz.

İnsan İyileşmekten Korkar mı?

Bu soru bana zaman zaman sorulur.

Ben buna biraz farklı bakıyorum.

Bence insan iyileşmekten korkmaz.

İnsan, iyi olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilmiyor olabilir.

Yıllarca kaygıyla yaşayan biri için huzur tanıdık değildir.

Sürekli eleştirilen biri için kendini kabul etmek kolay değildir.

Değersizlik duygusuyla büyüyen biri için değerli hissetmek yabancı gelebilir.

Çünkü insan, en çok tanıdığı duyguların içinde yaşamayı öğrenir.

Terapi ise kişiye bambaşka biri olmayı öğretmez.

Benim için terapi, insanın özünde zaten var olan sağlıklı tarafla yeniden temas kurmasına eşlik eden bir süreçtir.

Bu nedenle ben değişimi dışarıdan verilen bir şey olarak görmem.

İnsan değişir.

Çünkü onun özünde bu vardır.

Yeter ki kendisini gerçekten tanımaya cesaret edebilsin.

 

BÖLÜM 5

Sonuç: İnsanın Kendisiyle Yeniden Tanışma Yolculuğu

İmge terapiyi yıllardır tek bir cümleyle anlatıyorum:

“İmge terapi, bilinç dışıyla yapılan bir sohbettir.”

Bu cümle benim için sadece bir tanım değildir.

Aynı zamanda terapiye bakış açımı da anlatır.

Ben terapiyi, insanların sorunlarını çözmeye çalıştıkları bir yer olarak görmüyorum.

Benim için terapi, insanın kendisini anlamaya başladığı yerdir.

Çünkü insan, kendisini anlamadan kalıcı bir değişim yaşayamaz.

Bazen yıllardır taşıdığı öfkeyi fark eder.

Bazen çocukluğundan beri hissettiği yalnızlığı…

Bazen de hep güçlü olmak zorunda kalan tarafını…

İmge terapi, bütün bu parçaları yargılamadan dinlemeyi öğretir.

İnsan çoğu zaman değişemediği için değil, kendisini yeterince tanımadığı için aynı döngülerin içinde kalır.

Bu nedenle terapi boyunca benim amacım, danışanı değiştirmek değildir.

Amacım, onun kendisini görebileceği güvenli bir alan oluşturmaktır.

Çünkü insan görüldüğünde rahatlar.

Anlaşıldığında güçlenir.

Kendisini anlamaya başladığında ise değişim zaten kendiliğinden başlar.

Benim Terapi Anlayışım

Yıllardır terapi odasında öğrendiğim en önemli şey şudur:

İnsan aceleyle iyileşmez.

İnsan, kendisini tanıdıkça değişir.

Bu yüzden terapiyi hız yarışı olarak görmem.

Bazen bir seansta önemli bir farkındalık oluşur.

Bazen ise tek bir cümlenin anlamı haftalar sonra yerine oturur.

Bilinç dışının da kendine ait bir zamanı vardır.

Ben o zamana saygı duyarım.

Çünkü terapi, bir yere yetişme çabası değil; insanın kendi ritmini bulma yolculuğudur.

Ayşin Bujur’dan Not

Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız sizden küçük bir şey yapmanızı istiyorum.

Bugün kendinizi değiştirmeye çalışmayın.

Kendinizi eleştirmeyin.

Kendinizi yargılamayın.

Sadece birkaç dakika sessizce durun.

Sonra gözlerinizi kapatın ve kendinize şu soruyu sorun:

“Şu an ne hissediyorum?”

Cevabı hemen bulmaya çalışmayın.

Ardından ikinci soruyu sorun:

“Bu duyguyu bedenimin en çok neresinde hissediyorum?”

Belki göğsünüzde…

Belki boğazınızda…

Belki midenizde…

Belki de ilk kez uzun zamandır fark etmediğiniz bir yerde…

Cevap ne olursa olsun onu değiştirmeye çalışmayın.

Sadece fark edin.

Çünkü bazen iyileşme, bir şeyi düzeltmeye çalışmakla değil; uzun zamandır görmediğimiz bir duyguyu fark etmekle başlar.

Ve unutmayın…

İnsan değişir.

Çünkü onun özünde bu vardır.

 

BÖLÜM 6 – SIK SORULAN SORULAR, SON NOT VE KAYNAKÇA

Sık Sorulan Sorular

İmge terapi geçmişi siler mi?

Hayır.

Yaşanmış bir olayı silmek mümkün değildir.

İmge terapide amaç geçmişi değiştirmek değil, geçmişin bugün üzerimizde bıraktığı duygusal etkileri anlamak ve bunlarla çalışmaktır.

İmge terapi bilinçaltı temizliği midir?

Hayır.

Ben imge terapiyi hiçbir zaman “bilinçaltı temizliği” olarak tanımlamıyorum.

Benim için imge terapi, bilinç dışıyla güvenli bir ilişki kurmaya ve insanın kendisini daha derinden tanımasına eşlik eden bir psikoterapi yaklaşımıdır.

İmge terapi herkese uygulanabilir mi?

Her terapi yaklaşımında olduğu gibi önce kişinin ihtiyacı değerlendirilmelidir.

İmge terapi de kişiye özel planlanan bir psikoterapi sürecidir.

Her bireyin yaşam öyküsü farklı olduğu için terapi süreci de kişiye göre şekillenir.

İmge terapide neden sürekli “Ne hissettin?” diye soruyorsunuz?

Çünkü benim için terapide en önemli şey, görülen imgenin ne olduğu değil; o imgenin kişide ne uyandırdığıdır.

İnsan bazen düşüncelerini anlatabilir.

Ama duygularını fark etmekte zorlanabilir.

Bu nedenle terapi boyunca duygular önemli bir rehber olur.

İmge terapide neden beden farkındalığı önemlidir?

Çünkü bazen insan söyleyemediğini bedeniyle anlatır.

Duygular yalnızca düşüncelerimizde değil, bedenimizde de iz bırakabilir.

Bu nedenle terapi sürecinde bedenin verdiği sinyaller de kişinin yaşadığı deneyimi anlamamıza yardımcı olabilir.

Son Söz

İmge terapiyi yıllardır tek bir cümleyle anlatıyorum.

“İmge terapi, bilinç dışıyla yapılan bir sohbettir.”

Bugün bu yazıyı okudunuz.

Belki bazı satırlarda kendinizi buldunuz.

Belki bazı sorular ilk kez zihninizde oluştu.

Belki de uzun zamandır susturduğunuz bir duygu sessizce size kendini hatırlattı.

Eğer öyle olduysa, bu yazı amacına ulaşmış demektir.

Çünkü bana göre terapi, insanın kendisini değiştirmeye çalıştığı yer değil;

kendisiyle yeniden tanıştığı yerdir.

Ayşin Bujur’dan Son Not

Hayat boyunca birçok insan bize nasıl yaşamamız gerektiğini söyledi.

Belki ilk kez biri size başka bir şey söylüyor.

Kendinizi değiştirmeye çalışmayın.

Önce kendinizi tanımaya çalışın.

Çünkü tanıdığımız şeyi anlamaya başlarız.

Anladığımız şeyi kabul etmeye başlarız.

Kabul ettiğimiz yerde ise değişim kendiliğinden başlar.

Bugün sizden istediğim tek şey şu:

Kendinize birkaç dakika ayırın.

Sessizce oturun.

Ve kendinize sadece bir soru sorun:

“Şu an ne hissediyorum?”

Ardından ikinci soruyu sorun:

“Bu duyguyu bedenimin en çok neresinde hissediyorum?”

Cevabı değiştirmeye çalışmayın.

Sadece fark edin.

Bazen en büyük dönüşüm, tam da o fark ettiğimiz anda başlar.

Yararlanılan Temel Kaynaklar

Jung, C. G. (1968). The Archetypes and the Collective Unconscious. Princeton University Press.

Jung, C. G. (1964). Man and His Symbols. Doubleday.

Jung, C. G. (1966). Two Essays on Analytical Psychology. Princeton University Press.

Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide. Guilford Press.

van der Kolk, B. A. (2014). The Body Keeps the Score. Viking.

Holmes, E. A., Arntz, A., & Smucker, M. R. (2007). Imagery rescripting in cognitive behaviour therapy: Images, treatment techniques and outcomes. Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry, 38(4), 297–305.

Leave a Comment